İskenderun Yarıkkaya Efsanesi

sonay web

Hatay Haber

Admin
Yetkili Kişi
#1
Amanos dağlarında bulunan yarıkkaya İskenderunluların yakından tanıdığı rüzgarıyla ünlüdür.

Günbatımında Akdeniz’in serin sularına bırakılan hüzünlü bir aşkın öyküsüdür Gülbahar’la Osman’nın aşkı.. Mutlulukla başlayan ve hüzünlü bir acıyla sona eren Gülbahar ve Osman’ın Amanoslarda yaşadığı aşk, Hatay’ın 1084 yılında Türk hakimiyetine geçtiği dönemde yaşanmış bir efsane olarak dünden bugüne anlatılır.
1084’lü yıllarda Amanos Dağları’nın etekleri, ormanlık, yeşillik düz arazilerle kaplıydı. O zamanlar da, bu dağ eteklerinde aşiretler yaz için yayla olarak kabul eder ve her sene buralarda konaklardı. İşte Amanos Dağları’nda yaşayan iki ayrı aşiretten Gülbahar ve Osman’ın yaşandığı söylenen efsanesidir.



Bir gün Osman, gurbete çıkıp, gezmek Aşireti için göçmeden yaşayabilecekleri rahat bir yer aramaya çıktı. Gece gündüz demeden yollar, dağlar, tepeler aştı. Sonunda Gülbahar’ın yaşadığı yere geldi. O sırada Gülbahar bir ağaç altında oturmuş, yün eğiriyordu. Osman onu görür görmez kalbine bir şeyler saplandığını hissetti. Gülbahar’da birden başını kaldırınca O’da Osman’ı görünce değişik bir hisse kapıldı. Bu ilk bakışta aşık olmuştu. Yani Yıldırım aşkıydı. İkisinin de yüreğinde derin bir sızı oldu. Çünkü ikisi de ayrı Aşiretin üyesiydi. Osman’ın aşiretine kimse kız vermez ve almazdı. Nedenini kendileri bile bilmiyorlardı. Ama işte yıllardan beri süre gelen bir adetti. Bu koşullara rağmen Osman Gülbahar’ı babasından istetti. Ama baba nuh dedi. Peygamber demedi. Bir türlü kızını vermedi. Sonunda bir şartla razı oldu. Amanos Dağı’nın bir yerinde bir geçit açmasını istedi. Ama bu olanaksızdı. Osmancık böyle bir şartı asla yerine getiremezdi. Aylarca günlerce Amanos Dağı’nın çevresinde dolaştı. Sonunda bugünkü Yarıkkaya’nın olduğu yere geldi. Dağın tam yamacında koca bir taş vardı. Eğer o taşı yerinden oynatıp yuvarlanmasını sağlayabilirse, bir geçit açabilirdi. Ama imkansızdı. Günlerce tek başına o kayayı nasıl yerinden oynatabileceğini düşündü.O kayanın çevresinde bulunan toprak çok yumuşaktır. Kışın yağan yağmurlarla toprak kayması çok sık olan bir olaydı.



Osman, yari Gülbahar için bunlara katlandı. Bir sabah yine taşı yerinden oynatmak için çabalarken, kayanın bulunduğu çevrede toprak kayması başladı. Bu kaymalar yiğit Osman’ın felaketi oldu. Osman, kayaların altında kalarak öldü. Osman’ın ölüm haberini alan Gülbahar çılgına döndü.
Gülbahar Yarıkkaya’nın en yüksek yerine çıkıp “Aman Osman”, “Aman Osman” diye feryat eden Gülbahar, Osman’ın acısına dayanamayarak kendini yamaçtan aşağı attı. O günden bu güne bu dağlar Amanos diye anılır…
İşte Amanos dağlarında doğan güneş, her gün Gülbahar ve Osman’ın hüzünlü aşkını alır ve günbatımında Akdeniz’in serin sularına salıverir usulca.









1084'lü yillarda amanos daglarinin etekleri, ormanlik,yesillik düz arazilerle kapliydi. O zamanlar da, bu dag eteklerinde asiretler yaz için yayla olarak kabul eder ve her sene buralarda konaklardi. Bu asiretlerin birinde Gülbahar adinda çok güzel mi, güzel bir kiz vardi. Bütün herkes bu kizi sever, ayrica öksüz oldugu için bagirlarina basarlardi. Simdiki adi Kirikhan olan Antakya'ya 40 km uzaklikta olan bu kentin dogusunda Amanos daginin eteklerinde baska bir asiret vardi.

Burada'da anasiz babasiz adi Osman olan yigit bir delikanli vardi. Orada yasayanlarin ineklerini güder geçimini çobanlikla saglardi. Bir gün Osman,gurbete çikip, gezmek âsireti için göçmeden yasayabilecekleri rahat bir yer aramaya çikti. Gece gündüz demeden yollar, daglar, tepeler asti. Sonunda Gülbahar'in yasadigi yere geldi. O sirada Gülbahar bir agaç altinda oturmus, yün egiriyordu. Osman onu görür görmez kalbine birseyler saplandigini hissetti. Gülbahar'da birden basini kaldirinca O'da Osman'i görünce degisik bir hisse kapildi. Bu ilk bakista asik olmustu. Yani Yildirim askiydi. Ikisinin de yüreginde derin bir sizi oldu.

Çünkü ikisi de ayri âsiretin üyesiydi. Osman'in asiretine kimse kiz vermez ve almazdi. Nedenini kendileri bile bilmiyorlardi. Ama iste yillardan beri süre gelen bir adetti. Bu kosullara ragmen Osman Gülbahar'i babasindan istetti. Ama baba nuh dedi. Peygamber demedi. Bir türlü kizini vermedi. Sonunda bir sartla razi oldu. Amanos daginin bir yerinde bir geçit açmasini istedi. Ama bu olanaksizdi. Osmancik böyle bir sarti asla yerine getiremezdi. Aylarca günlerce amanos daginin çevresinde dolasti.

Sonunda bu günkü yarikkayanin oldugu yere geldi. Dagin tam yamacinda koca bir tas vardi. Eger o tasi yerinden oynatip yuvarlanmasini saglayabilirse , bir geçit açabilirdi. Ama imkansizdi. Günlerce tek basina o kayayi nasil yerinden oynatabilecegini düsündü. O kayanin çevresinde bulunan toprak çok yumusaktir. Kisin yagan yagmurlarla toprak kaymasi çok sik olan bir olaydi. Bizim yigit Osman yari Gülbahar için bunlara katlandi. Bir sabah yine tasi yerinden oynatmak için çabalarken, çok garip gürültüler çikmaya basladi. Kayanin bulundugu çevrede toprak kaymasi basladi. Bu kaymalar yigit Osman'in felaketi oldu. Kayalar bu toprak kaymasi sonucu Osman'la birlikte asagiya dogru kaymaya basladi. Ama olanlar yigit delikanliya oldu. Kayalarin altinda kalarak öldü.

Osman'in ölüm haberini alan Gülbahar çilgina döndü. Yarikkayanin en yüksek yerine çikip "Aman Osman " "Aman Osman" diye feryat etti. Sonunda dayanamayarak kendini yamaçtan asagiya atti. Mutlulukla baslayan Ask, hüzünlü bir aciyla sona erdi. Gerçekten Amanos Daginin adi "Amanos" degil "Aman Osman" dir. Bugünkü yarikkaya bir askin eseri olarak gözler önünde durmaktadir. Yarikkaya rüzgari eserken Aman Osman diye ses çikarmaktadir.





İskenderun’dan baktığımız zaman o bölgede Yarıkkaya denilen bir yer var. Amanos’ların içinde kanyonumsu bir yarık. Rüzgarıyla meşhur Yarıkkaya özellikle kışın çok sert bir şekilde vadiden şehre iner. Gülbahar’ın kulaklarında o zamanlar ‘aman Osman, aman Osman’ diye estiğini duyarmış. Osman’a kavuşmak için Gülbahar da kendini bu Yarıkkaya’dan atmış. İşte bu efsanedeki Aman Osman’dan, Amanos ismini aldığı söylenir. Yörük güzeli Gülbahar’ın “aman Osman” diye esen rüzgardan geldiği söylenir.
 
Yukarı