Habib-i Neccar Camii

Hayati Sonay

Sonay İnternet Hizmetleri
Yetkili Kişi
#1
Hz. İsa Antakya’ya elçiler göndermiş halkı gerçek dinine çağırmıştır. Ancak halk bu çağrıya tepki göstererek elçileri öldürmek istemişlerdir. Bunu duyan Habib-ün Neccar dağdaki marangoz atölyesini bırakarak şehre gelmiş ve Antakya halkına elçilere uymalarını öğütlemiştir. Halk onu dinlememiş ölümle tehdit etmiştir. Bu tehditlere kulak asmayan Habib-ün Neccar elçilere “Yanlarında olduğunu ve Allah’a inandığını” söylemiştir. Bu sözler üzerine galeyana gelen halk hem Habib-ün Neccar’ ı hem de elçileri şehit etmişlerdir.
Antakya’da bulunan tarihi cami, Anadolu’da yapılan ilk camii olarak bilinir. Günümüzdeki cami Osmanlı dönemi eseridir, etrafı medrese odaları ile çevrilidir. Avlusunda 19.yy eseri bir şadırvan bulunur. Caminin kuzeydoğu köşesinde İsa’nın havarilerinden Yunus (Yuhanna), Yahya (Pavlos) ve Şem’un Safa ile onlara ilk inanan ve şehit edilen ilk kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar’ın türbesi bulunur.
 

Hayati Sonay

Sonay İnternet Hizmetleri
Yetkili Kişi
#2
Baybars zamanında eski bir tapınağın yerine yapılan cami, IX. yüzyılda depremden zarar gördüğü için yeniden yapılmış ve minare eski şeklini korumuştur. Kitabesinde yeniden yapım tarihi olarak hicri 1275 yazmaktadır. Caminin bir köşesinde, Hz. İsa tarafından gönderilen resullere ilk defa inanan ve onları korurken şehit olan Habib Neccar’ın türbesi vardır.
Habib-i Neccar, M.S. 40’lı yıllarda Antakya’da yaşamıştır. Roma döneminde Antakya halkı putperest olduğu için, Cenab-ı Hak Hz. İsa’ya Antakya halkı için iki resul göndermesini emreder. Hz. İsa Antakya halkı için 2 resul, daha sonrada bir resul daha gönderir. Resullerin halkı irşada devam etmesine ilk inanan Habib-i Neccar olur. Antakyalılar bu olaya inanmayarak, resulleri taşlayarak öldürmeye karar verirler. Habib-i Neccar uzaklardan koşup gelerek, resullerin doğru söylediklerini ve onlara inanmaları gerektiğini söyler. Burada bulunan putperestler Habib-i Neccar’a bunlar seni kandırmışlar, ya eski dinine dönersin ya da ölürsün şeklinde tehdide başlarlar. Bu müritler dediklerini yaparak Habib-i Neccar’ı öldürürler. Habib-i Neccar’ın şehit edilmesi ile ilgili bir çok rivayet vardır. Bunların en yaygın olanı ve halkın anlattığı olay şöyledir: Habib-i Neccar’ın başı Silpiyus dağında vücudundan ayrılır. Vücuttan ayrılan baş yuvarlanarak bugün cami ve türbesi bulunan yere gelir. (Bugün vücudu, şehit edildiği mağarada başı ise caminin yanında bulunan türbededir) Başka bir rivayete göre de Habib-i Neccar kopan başını koltuğu arasına almış, Kur’an’dan ayetler okuyarak bir süre dolaşmış ve bugün türbesi bulunan yere kadar gelerek buraya düşmüştür.

Habibi-Neccar-Camisi.jpg
 
Yukarı