Antakya Tarihçesi

Hayati Sonay

Admin
Yetkili Kişi
#1
Hatay ilimizin merkez ilçesi olan Antakya’nın tarihi çok eskiye dayanır. İskenderun ilçesine ismini veren Büyük İskender’in komutanlarından Nicator tarafından Antiocheia ismi ile Milattan Önce 300’de kurulmuştur.
Tam ortasından asi nehri geçer ve şehri ikiye böler. Dünya’nın ilk kilisesi olan Sen Piyer Antakya ilçemizdedir ve Hristiyanlar için çok büyük önem taşımaktadır. UNESCO’nun dünya mirasi öneri listesinde yer almaktadır.
Antakya, Hatay’ın ve Türkiye’nin en kozmopolit kentlerinden birisidir. Barışın ve kardeşliğin kenti oalrak anılır.
Lozan müzakereleri esnasında Hatay meselesinin yeterince ele alınmaması karşısında Hataylılar Lozan’da bulunan Türk kuruluna telgraf çekerek şart olan gayretin gösterilmesini istediler. 15 Mart 1923 günü Atatürk Adana’ya gelince yapılan merasimlerde Hataylılar onun yolu üzerine çıkarak, “Gazi baba bizi de kurtar” diye seslendiler. Atatürk de “Kırk yüzyıllık Türk yurdu, düşman elinde esir kalamaz” diyerek orada bir tarihsel konuşma yaptı.
Antakya’ya gezi amaçlı gelirseniz künefe yemeden ayrılmayın. Antakya’nın posta kodu 31000’dir.
Antakya’nın 2014teki sayımlara göre nüfusu 354.768’dir. Belediye Başkanı İsmail Kimyeci, Kaymakamı Eflatun Can Tortop’dur. Antakya’nın yüzölçümü 689 km2 , rakımı 100m dir.
 

Hayati Sonay

Admin
Yetkili Kişi
#2
322-400 yılları arasında yaşayan, Antakya doğumlu ünlü Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus’un “Dünyada hiç bir kent, ne topraklarının bereketi, ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçemezdi” dediği, Antik Çağ’da “Orientis Apicem Pulcrum” (Doğu’nun Kraliçesi) olarak anılan ve Atatürk’ün ismini verdiği Hatay’ın merkez ilçesi Antakya, bugün Türkiye’deki en kozmopolit yerleşim bölgelerinden biridir.
Kent, Amik Ovası’nın güneybatı kıyısında, Önasya’nın üç önemli yolunun birleştiği ve bu yolların batıya Akdeniz’e yönlendiği noktada yer alır.
13 farklı medeniyetin izlerinin görülebileceği bu bölgede, Çevlik-Kanal Mağarası’nda, M.Ö. 40.000–11.000 yılları arasına ait olduğu iddia edilen üst Paleolitik Döneme ait kalıntılar bulunmuştur. M.Ö. 17. yüzyılın sonlarına kadar Mısır hâkimiyetinde kalan bölge, daha sonra sırasıyla Hitit, Asur, Babil, Pers ve Makedonların egemenliğine girmiştir. Büyük İskender ile başlayan Hellenistik Dönem olarak adlandırılan, Doğu-Batı kültürel sentezlenme sürecinin yaşandığı dönemde (MÖ 330-30) Doğu’nun en önemli kültür ve siyaset merkezlerinden biri olan “Antiokheia” (Antakya), M.Ö. 300 yılında 22 Artemisios (Mayıs) günü Büyük İskender’in generallerinden, Nikator (Fatih) unvanı taşıyan Seleukos I (M.Ö. 306-281) tarafından kurulmuştur.
Antakya konumu ile Roma döneminde (M.Ö. 1. Yüzyıl – M.S. 6. yüzyıl) zenginliği, refahı, entellektüel yapısı ve kurumları ile Roma İmparatorluğu’nun Doğu eyaletlerinin merkezi olmuştur. Roma İmparatorluğu’nun üçüncü, dünyanın dördüncü büyük kenti olan Antakya, 638 yılında Arapların saldırısının ardından teslim alınmıştır.
1071 Malazgirt zaferiyle Selçuklu Hükümdarı Sultan Melikşah döneminde kuşatma altına alınmış ve Bizans’tan her yıl 20 bin altın alma şartıyla kuşatma kaldırılmıştır. 1268’e gelindiğinde ise bu sefer Memluk saldırısına direnemeyerek Memluklara boyun eğmiş ve bölgedeki son Hıristiyan hâkimiyeti de sona ermiştir.
Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim ve Memluklar arasında gerçekleşen Merc-i Dabık savaşıyla beraber, 24 Ağustos 1516 tarihinde Halep’in işgal edilmesinin ardından bu bölge, Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.
Önceki dönemlerde Anadolu’yu Filistin’e ve Suriye’ye, Mezopotamya’yı ise Doğu Akdeniz’e bağlayan noktalardan biri olarak stratejik bir geçit gözüyle bakılan bölge, Osmanlı hâkimiyetine girdikten sonra İstanbul’dan uzak olması nedeniyle kendi haline bırakılmış ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar Halep’e bağlı olarak yönetilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılana kadar kısa süreli varlık gösteren Hatay Devleti, 16 Haziran 1939’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, sınır çizgisinin kaldırılması yönünde alınan kararla geçerliliğini kaybetmiş ve 23 Temmuz 1939’da Türkiye topraklarına katılmıştır.
Çok uzun süreler Müslüman ve Protestan Arap, Sünni ve Alevi Türk, Süryani, Katolik, Ortodoks Rum, Ermeni ve Yahudi gibi farklı etnik kökenlere ve dinlere ev sahipliği yapmış ve UNESCO “Barış Kenti” olarak seçilmiş bir merkez olan Hatay’ın, özellikle Hıristiyanlar için ayrı bir önemi vardır. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden St. Pierre Antakya’ya gelmiştir ve Hz. İsa’ya inananlara “Hıristiyan” adı ilk kez Hatay’da verilmiştir. Bugün St. Pierre Kilisesi Hıristiyan âleminin en önemli tarihi kiliselerinden biridir. 1983 yılında Papa VI. Paul tarafından aynı zamanda bir ibadet yeri olarak kabul edilen bu kilisede o tarihten beri her yıl 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir.
Tarihi, kültürü, medeniyetleri, doğası, zengin mutfağı ve turistik mekânları ile ülkemizin en büyük zenginliklerinden biri olan Hatay, aynı zamanda dünyanın ikinci en büyük mozaik koleksiyonunu barındırır.