“Andımız’ı Kaldırmak Düşüncesi” Doğru Bir Anlayışın Eseri Değildir Dedi

Nikator

Admin
Yetkili Kişi
#1
“ANDIMIZ İLE MİLLİ RUHU YENİDEN CANLANDIRMALIYIZ”

Andımız’ın tekrar okullarda okutulması ile ilgili tartışmaları değerlendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İskenderun Belediye Başkan Adayı Ahmet Bülent Bozdoğan, “Andımız’ı kaldırmak düşüncesi” doğru bir anlayışın eseri değildir. ANDIMIZ, Ülkemizi emanet edeceğimiz gelecek kuşaklara; Atatürk, ülke sevgisi, insan sevgisi kısacası özünde Milli duyguları işaret etmek anlamına gelir.” Dedi.

HABER-Ahmet Bulent Bozdogan_ANDIMIZ_yerli_milli_soylemler.JPG


Her bir bireyin Milli değerlerine sahip çıkması gerektiğine işaret eden CHP İskenderun Belediye Başkan Adayı Ahmet Bülent Bozdoğan, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi.

“Türküm, doğruyum, çalışkanım” sözleriyle başlayan, “yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir” diye devam eden ülkümüzün yükselmek, ileri gitmek olduğunu vurgulayan “Andımız” Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Başkomutan Mustafa Kemal’e hitaben; “Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.” Diyen Ve “Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene!” sözleriyle biten bu anlamlı ifadeler Milli birlik ve bütünlüğümüzü pekiştirmektedir.

Eğitimde Milli Ruhun yeniden canlandırılmasına da katkı sunacağı aşikârdır. Çocuklarımızın da bu ruhla büyümesi, Milli birlik ve beraberlik ruhu pekiştirmesi önemlidir. Andımız ile eğitimdeki Milli Ruhu yeniden canlandırmalıyız. Eğitim sistemimizde Milli Ruhu oluşturursak; Çağdaş, üreten ve kalkınmış bir Türkiye modelini ayağa kaldırabiliriz.

Bu gün bizleri yönetenlerin “yerli ve milli” söylemleri yüzeysel bir söylemden öteye gitmiyor. Milli eğitimde vurgulamamız gereken yerli ve milli söylem yerli üretimi desteklemekle tarihimizi anlatmak ve tanıtmakla olmalı. Bu güne kadar ülkemizi yöneten zihniyet, ekonomimizi yaşadığımız noktaya getiren bu günkü zihniyettir. Millilikten her geçen gün uzaklaşan eğitim sistemimiz, İmam Liseleri’ne kadar geldi. Yeni yetişen nesil, Milli değerlerimizden her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor.

İşte bizler Milli değerlerimize daha sıkı sarılmak için, Andımız’ı çok ama çok önemsiyoruz. Andımız ile büyüyen nesil, bu topraklar için Kurtuluş Savaşı'nda can veren şehitlerimizi biliyor ve Şehitlerimize saygı ve minnet duyguları besliyor.

Bu güne kadar Milli duyguların önüne inanç duygularını getirmeye çalıştılar. Ulus olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşan halkımız, Ümmet olma anlayışını maalesef biraz daha benimsiyor.

İşte bu noktada Japonlardan örnek verebiliriz:

"Destanlaşan Çanakkale" kitabında yazar bundan 30 yıl kadar önce eğitim sistemini incelemek için Türkiye'ye bir Japon heyeti gelir. Dönemin başbakanını da ziyaret eden heyet ile Türk yetkililer arasında ilginç bir diyalog geçer. Japon heyeti, Türk eğitim sistemi ile ilgili düşüncelerini anlatmaya soğuk bir cümle ile başlar. İlk cümlelerden biri şu olur: "Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!" der Türk yetkililerde şok etkisi yapan bu cümleden sonra, karşılıklı soru ve cevaplar devam eder. . Heyet, daha sonra kendi eğitim sistemini anlatmaya başlar. Japon heyeti der ki; "Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyi gösterir, robotlarla çalışan dev fabrikalarımızı gezdiririz. Bu baş döndürücü teknoloji karşısında sarsılan ve şoke olan çocuklarımıza deriz ki: -İşte gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha modern fabrikalar kurarsınız... Sonra çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüp düşmanın harap ettiği bölgelerimizi gezdirir ve bu defa da deriz ki: Bakın, eğer siz birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, işte düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar, bu hale getirirler. Ama birlik beraberlik içinde çalışırsanız, güçlü olursunuz, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemezler. Artık birlik beraberlik içinde çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin... Bu örneklerle çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışan bir Japon genci olma yolunda milli bir şuur ve heyecanla okumalarını sürdürür" Sonra, Japon heyetine bir soru yöneltilir: "İyi de bizim Hiroşima’mız, Nagazaki’miz yok ki?" Verilen cevap nettir? "Sizin Çanakkale’niz var…”

Gelelim bize. 1930’lardan 1960'lı yıllara kadar bu uygulamalarla büyüyen bizler, eğitim sistemimizde Milli ruh ile büyüdük. Öğrencilik yıllarımızda, üretim yapan fabrikalarımızı gezdik. Ulus olma bilincimizi, çalışarak ileriye gitmeyi Andımız’ da şiar edindik. Andımız; “Ülküm Yükselmek ileriye gitmektir” diyor ve her satırında ayrı ayrı değerlerimize işaret ediyor. Milli Eğitim Sistemimizde işte bu nedenle ANDIMIZ’I çok önemsiyoruz.

Japonlar, "Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!" demiş ya. Biz O MİLLİ RUHU GÜÇLENDİRMELİYİZ”.

Biz güçlü devletlerden daha güçlü olmalıyız. Daha fazla üretim yapmalı, daha fazla güç sarf etmeli ve emek vermeliyiz. Çocuklarımıza da bunu aşılamalıyız. Öğrencilik yıllarımızda bunun uygulamalarını yaşayarak öğrendik.

“Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Bunu Kullanmalı” sloganıyla büyüyen bir neslin ardından 1970’lerden sonra “Türk Malı ikinci sınıf” olarak yaygılaşmaya başladığını anımsatan Cumhuriyet Halk Partisi İskenderun Belediye Başkan Adayı Ahmet Bülent Bozdoğan, değerlendirmesini; “ O yıllardan sonra Türk Malı, ikinci mal olarak kötülendi. Bu yaklaşımlar ekonomimize darbe üstüne darbe vurdu. Toplumu bu yaklaşımla yöneten zihniyet, şimdi yerli ve milli söylemleriyle ne kadar inandırıcı? Ne derece samimiler? Çünkü; ülke ekonomisini bu noktaya getiren bugünkü zihniyetlerdir. Birileri çıkıp da “Bizde bir Hiroşima, bir Nagazaki yok!” diyebilirler. Bizde de bir Çanakkale var. Dünyaya Çanakkale geçilmez dedirttiğimiz. Bizler tarihimize Milli değerlerimize sahip çıkmalıyız. “ şeklinde tamamladı.
 
Yukarı